Rahat Bırakın
- Detaylar
- Kategori: Yazıları
- Yayın tarihi: Pazartesi, 18 Temmuz 2011 22:16
- Yazar: İbrahim AY
- Gösterim: 558
Sabah ezanı az önce bitmiş, yaz güneşi de ufukta kendini göstermeye başlamıştı. Ufukta güneşin kızıllığını gören kuşlar daha bir heyecanla öterler ki bahçe cıvıl cıvıl olurdu.
Valide hanım mutfağın penceresini açıp da çiçeklerin mis gibi kokusunu teneffüs ettiğinde muhakkak "çok şükür" derdi abdestli ağzı ile. Kahvaltı için zeytin, peynir, reçel masaya gelirken çayın taze deminin kokusu evi kaplardı.
-Mehmet hadi kalk oğlum! diye seslenirdi her sabah. Alışmıştı ne yapsın! Ama eski heyecanı yoktu ve seside titriyordu artık.
Birkaç ay sonra unutacağımız o annelerin binlercesinin, sesleri titriyor, boğazları düğüm düğüm oluyor. Çünkü onlar biliyorlar ki yaptıkları ümitsiz bir çağrı. Belki diyorlar bir mucize… Yatakta serili bayrağı görünce anlıyorlar, yaşananların rüya olmadığını. Evlatlarının şehit, yorganlarının kara toprak olduğunu. Bir bir hatırlarından geçiyor güzel günlerin nasıl tabutta son bulduğu. Oysa oğullarını o kahvaltı masasında bir kere daha görmek için nelerini vermezlerdi. Sarılıp okşamayı, doya doya koklamayı… Ama nafile.
Asker dönüşü evlenme umutları ile erini gözleyenler, şehit haberini aldıklarında hayalleri ile birlikte yaşama ümitlerini yitiren genç kızlar. Evli olup ta eşinin bundan sonra sadece toprağa sarılacağını bilip; her gece nefes almasını zorlaştıran yatakta ki o boşluğa rağmen eşini hayal edip, yastığa Mehmet’im diye sarılan kadınlar. Ya babasını bir daha göremeyecek olan fidanlar...
Dünya binlerce yıldır birbirinin kanını döküyor. Doğada bile karnı tok olup yem ettiği canlılara ilişmeyen hayvanlar aklıma geliyor da hepimizin ne kadar insan olduğunu anlıyorum.
Ne kadar insan olduğumuzu anlıyorum; uluslararası sularda katledilenlere karşılık "özür" talep edilirken. Binlerce insanı katledenler ile pazarlık edilmesinden anlıyorum. Dün kapımızda paspas olup, sonra teröriste sahip çıkarak bize bir kedi bile vermeyenlerden, onları kırmızı halılar ile karşılamamızdan anlıyorum. Binlerce insanımızı katledenlerin hapishanelerinin kapılarında cankurtaranların beklemesinden, bir adada beladan uzak olmalarından anlıyorum. Çoluk çocuğa ve kadınlara eylem yaptıranlardan anlıyorum. Amerika’yı dolayısıyla BOP eşbaşkanını desteklediğimizden anlıyorum. Irak’ta amerikan piçini doğurmak istemeyen annenin feryadından, bunu yapan onun bunun çocuklarının güvenle evlerine dönmelerini temenni edenlerden anlıyorum. İnsanları birbirine düşürmek için, birbirlerine eziyet ettirmelerinden, buna alet olan satılıklardan anlıyorum. Yer altı zenginlikleri üzerinde açlıktan ölen afrikalı çocuklardan anlıyorum. Sömürenlerden, sömürülenlerden anlıyorum.
Buranın kaynakları, paraları bizim olsun, kendi çıkarlarımız için buraları biz yönetelim düşüncesi ile dünyanın her kıtasında her türlü o… çocukluğu yapanlar! Ulan üç günlük dünya da neyin peşindesiniz. Yiyelim içelim adam gibi didişmeden ölelim ulan. Şeytanın çocukları. İnsan gibi yaşamamızın önüne geçenlerin, bizi insanlıktan çıkaranların, benim terbiyemi bozanların ta...




