İbrahim AY http:www.ibrahimay.com

7 Şubat 2012, Salı

Son Güncelleme:02-02-2012
Burası Yazıları Unuttuk Mu Sandın

Tüm müzik ve ses sistemi fırsatları için tıklayın !

Yazıları

Unuttuk Mu Sandın

e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

4 Temmuz 1187’de Selahaddin Eyyubi, Hittin’de Kudüs’ü ele geçirip bu coğrafyada Kudüs Krallığı kuran Haçlı Ordusunu 1 gecede imha etti. Aynı haçlılar 816 yıl sonra aynı gün Türk Askeri’nin başına çuval geçirdi.

4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde, sürpriz bir baskın sonucu derdest edilen, binbaşı komutasındaki 11 TSK mensubunun ve Türkmen mihmandarlarının başlarına çuval geçirildi. Çuvalı geçiren, Irak’taki işgal kuvvetlerinin bir parçası olan Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerler ve yanlarında ki peşmergelerdi. Askerimiz 60 saat sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı.
tr.wikipedia.org’a ait makale, olayı şöyle yorumluyor:

Operasyon için ABD’nin en önemli milli bayramı olan 4 Temmuz (Bağımsızlık Günü) tarihinin seçilmiş olması, günün Cuma’ya denk gelmesi, bu şartlarda konuyu süratle ve diplomatik tarzda çözüme kavuşturabilecek yetkili Amerikan makamlarına ulaşmanın uzun sürmesi ve Türk askerlerinin bu yüzden 60 saat gözaltında bekletilmeleri, Amerikan askerlerince küçük düşürücü kasıtlı hareketlere başvurulmuş olması, "Çuval hadisesi"nın bir provokasyon olduğu görüşlerinin dile getirilmesine sebebiyet vermiştir. Çuval hadisesinden 6 gün sonra Türkmenler Telafer’de Baas Partisi bürosundaki Amerikan karargâhına girmiş ve bu olayda Amerikalılar 26 ölü, 250 yaralı vermiştir.

İlginçtir, olaydan 1 gün önce, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher düzenlediği basın toplantısında, Irak’ın savaş sonrası yeniden yapılandırılmasına yönelik “Türkiye’den gelen önerileri memnuniyetle karşılıyoruz ve Irak’ın yeniden yapılandırılmasını, Türkiye ile yeni Irak arasında yapıcı ilişkilerin geliştirilmesine yönelik olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz” demişti.

Olay gerçekleştiğinde “Tamamen çirkin bir olay. Bir ülkenin müttefikine böyle bir davranışta bulunması, hiçbir siyasi üslupla ifade edilemez” diyen iktidar, 8 Temmuz tarihli haberlerde “iki ülke arasında komisyon kurulduğunu ve sorunun diplomatik nezaketle çözüldüğünü” söylüyordu. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ise tam aksine, “Türk subaylarının gözaltına alınması olayını soruşturmak için kurulan komisyonun çalışmalarının durdurulduğunu ve temasların Türkiye’de en üst seviyede yapılacağını“ söylüyordu.

İktidarın bu aşağılayıcı olay karşısındaki tavrı oldukça pasifti. Zaten olayı büyütmemek ve unutturmak için bir hafta sonra Erdoğan’ın, İslami terör finansörü Gülbeddin Hikmetyar’ın yanında diz çöktüğü fotoğrafı gündeme getirildi.

Bu pasif tavrı anlamak için Can Ataklı’nın 25.06.2007’de, Milli Görüşçü yazar Ahmet Akgül’ün kaleme aldığı “AKP İntihara Gidiyor” adlı kitaptan verdiği ilginç bilgilere bakalım. Can Ataklı, gerçekten çok şaşırtıcı olan bir bölümü, hiçbir ekleme çıkarma yapmadan bize aktardığını söylüyor. Bende burada aynı bölümü tekrarlamak istiyorum.


“AKP’yi kuranların ve kurduranların, özellikle Tayyip Erdoğan’ın özel bir önem verdiği danışmanlarından ve operatörlerinden biri ile yemekte karşılaştık. Tam bir panik havasındaydı. ‘Hayrola işleriniz iyi gitmiyor galiba!’ dedim.
- AKP’li: Tezkere krizinde oldu ne olduysa, büyü o zaman bozuldu, beklediğimiz sonuç çıkmadı, sonrasını zaten biliyorsunuz.
- Katılmıyorum, Edelman’ın YSK’ya ziyareti, Londra, Washington, New York, Dubai ve bazı şehirlerde daha AKP kurulmadan önce verilen sözler sonunuzu hazırladı. Devleti tanımadan, Anayasal organlardan ve milletten gerçek anlamda bir olur almadan küreyi yerinden oynatacak kararları alabileceğinizi sanmak çocukçaydı. Bu durum AKP’yi bitirdi.
- AKP’li: Hayır, bizi Özkök Paşa ve Paşalar bitirdi. Tezkere krizinde ne yapacağımızı bilemedik. Sorduk ne yapılmalı diye; ‘İktidar sizsiniz, karar almak sizin işiniz, biz kararı uygularız’ dediler.
- Ama zaten siz orduya sormadan informel olarak her türlü garantiyi vermiştiniz. Asıl hata o değil mi?
- AKP’li: Tamam her türlü garantiyi ve tavizi verdik ama ABD’nin Doğu ve Güneydoğu’ya tam yerleşeceğini bilmiyorduk. Yani, ABD ve İngiltere Türkiye’yi işgal edeceklerdi, paniğe kapıldık.
- Ama ABD’lilere bu garantinin AKP’nin kurulması aşamasında verdiniz.
- AKP’li: Evet, çok yanlış yaptık.
- Peki o halde Özkök Paşa’nın ve Paşaların suçu ne?
- AKP’i: Onlar diyebilirlerdi ki; ‘Tezkerenin çıkmasına karşıyız.’ Ancak asker kararı bize bıraktı!
- Normal, demokrasilerde zaten böyle olmaz mı?
- AKP’li: Tamam da, tezkerenin faturasını sonunda AKP’ye kesti ABD’liler. Asker, ‘tezkereye karşıyız’ deseydi, parti ile ABD değil, ABD ile TSK karşı karşıya gelecekti, biz yırtacaktık!?
- Özkök Paşa ve Paşalar size tezkere çıkarmayın demedi mi?
- AKP’li: Hayır demedi ama cesaret edemedik!
- ABD, Türk askerlerinin başına çuval geçirdi ama ceza olarak?!
- AKP’li: Yahu o olayı hiç sorma. O Wolfowitz’in halt yemesi. Bizimkiler (AKPliler), ‘tezkerenin öcünü TSK dan alalım’ diye ona akıl vermiş!
- Yoksa sizin danışman arkadaşlarınızdan biri ve İstanbul’da iki işadamı Wolfowitz’e asıl suçlu AKP değil, TSK demiş olmasın? Çünkü Amerika’ya söz verdiği gibi AKP tezkereyi çıkaracaktı! TSK’yı cezalandırma teklifi, iki işadamı ve bir danışmandan gitmedi mi?
- AKP’li: Çok büyük, çok fahiş bir hata yaptık zaten Wolfowitz Türk ordusunu bizimkilerin teklifi üzerine cezalandırmaya karar verdi.
- Tek başına mı?
- AKP’li: Yok canım, Tayyip Erdoğan ve ve Gül’le paylaşıldı, onlar da ‘olur’ dediler.
- Yani Wolfowitz’in, ABD’nin bu çokbilmiş danışmanının ve İstanbul’daki iki işadamının: ‘Türk ordusunu cezalandırma önerisine’ Tayyip Erdoğan ve Gül ya da Eş Genel Başkanlar ‘Evet’ mi dedi?
- AKP’li: Maalesef öyle!... Tayyip ile Gül’ün gezileri bu plana göre ayarlandı. O gün Tayyip Erdoğan Rize de, Gül de Kayseri’de olacaktı. Çok ters bir şey olursa ikisi ABD’liler tarafından alınacaktı. Bu planı Wolfowitz hazırlamıştı.
- Ne tür bir terslik bekliyordunuz?
- AKP’li: Tayyip Erdoğan ve Gül’e yönelik askeri bir hareket olabilir diye düşündük.
- Yani AKP üst yönetimi, AKP’nin yıldız danışmanı ve İstanbul’daki iki işadamı Türk askerlerinin başına çuval geçirileceğini biliyor muydu?
- AKP’li: Evet tabii... Yanılmıyorsam bir de emekli bir Paşa biliyordu.
- Hiçbir kimse çıkıp ta Tayyip ve Gül’e bunun sonuçlarının çok ağır olabileceğine ilişkin görüş bildirmedi mi?
- AKP’li: Tezkerenin mecliste reddedilmesine çok kızmıştık. ABD Savunma Bakanı arkamızdaydı. Kendimizi çok güçlü hissediyorduk!
- Ordunun sessiz kalacağını mı düşündünüz?
- AKP’li: Biz değil, Wolfowitz öyle düşündü. Türk askerlerinin başına çuval geçirilince, Genel Kurmay Başkanı Özkök ve diğer Kuvvet Komutanı Paşaların, o günkü harekâtın nöbetçisi Büyükanıt’ın isifa edip emekli olacaklarını öngörmüştük. Eğer o gün paşalar istifa etseydi, bizim Genel Kurmay Başkanımız hazırdı.
- Kimdi?
- AKP’li: Onu söylemem.” Alıntı


Bu anlatılanlar, o günkü duruma verilen pasif tutumu açıklamıyor mu?

Bu çuval hala başımızdadır. Bunun sorumluluğu, bu olay yüzünden ABD’ye özür diletmeyi bile beceremeyen, ABD’ye nota verildi mi sorusuna, bu müzik notası mı diye dalga geçen, iktidarsız iktidarların ve şakşakçılarınındır.

Bağlantı:  http://www.ibrahimay.com/yazilari/110-unuttuk-mu-sandin.html
HTML:  
Bbcode:  

Sitene Ekle

Yazışma

Yazarın Diğer Makaleleri